Birinci Bölüm
Ani Bir Haber
Bir pazartesi akşamıydı.Elif okuldan yeni dönmüş, evde ödevlerini yapmaya koyulmak üzereydi ki bir ses duydu. Arka bahçeye bakan kapı açıktı ve köpeği Köpük eve girmişti. “Herhalde Köpük içeri girerken kapıya çarptı.” diye düşündü, önemsemedi. Ne de olsa sürekli olan bir şeydi bu. Yıllardır köpeği vardı, onu 3 yaşında sahiplenmişti. Küçüklüğünden beri beraberdi, bu yüzden onun alışkanlıklarına alışmıştı zaman içinde. Köpük dışarıya kendi istediğinde çıkıp geri gelir, böylece kimseyi uğraştırmazdı. İçeriye girerken patileri kayar, kapının yanındaki duvara çarpıp yuvarlanırdı. Bu yüzden her gün en az iki kez duyulurdu bu ses evlerinde. Artık normalleşmişti ancak bu sefer oldukça yüksekti.
Bu düşüncelere dalmış masa başında oturuyordu ki Köpük’ün patilerini bacağında hissetti. ‘‘Bu kadar hızlı bir şekilde iki kat çıkmış olamaz.’’ diye geçirdi aklından. O zaman deminki ses neydi, nereden gelmişti?
Telefonu çaldı, annesi arıyordu. Telefonu açmasıyla annesinin sesinin titrediğini fark etmesi bir oldu. Annesi Aylin oldukça soğukkanlıydı, öğretmendi ayrıca, saatlerce bağırıp çağıran çocuk sesleriyle uğraşmak sabırlı biri olmasa pek de kolay olmazdı. Bu sebeple Elif annesini çok nadiren panik halde görürdü. Buna karşın bu telefon konuşmasında onun sesini oldukça panik, üzüntü dolu duydu. Ne olmuş olabilirdi?
Arkadan gelen araba seslerini yeni fark etmişti Elif, demek ki annesi trafikteydi.
“Sakin ol.” diye fısıldadı, “Evden dışarı çıkma, benden haber alamazsan korkma.”
Ağlıyordu.
Tek kelime çıktı ağzından “Deniz.” dedi sakin kalmaya çalışırken. Çok yakın bir arkadaşıydı annesinin. Çocukluk arkadaşıydı, aynı mahallede oturmuşlardı küçüklüklerinde, aynı okula gitmişlerdi yıllarca. Çok yakınlardı, yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi asla. Şimdi ne olmuştu Deniz’e?
“Ne oldu, telaşlandırma beni? ” “Hastane, Deniz, ben…” dedi. Sesi kesik kesik geliyor, hıçkırıkları sesini bölüyor arkadan gelen bağırışlar telefonda yankılanıyordu.
Elif telaşlandı, ne yapacağını kestiremiyordu. Aşağı inip kendisine geçen akşamdan kalmış makarnayı ısıttı, kahve yaptı ve bilgisayarının karşısına geçti, sakinleşmeye çalışıyordu. Köpük’e mamasını vermeyi unuttuğunu fark etti, tam o anda kahverengi, yumak gibi görünen köpeği, havlayarak aşağıya koşmaya başladı.
Bir anda telefonu tekrardan çalmasıyla irkildi, uyuyakalmıştı. Ekran parlıyor, annesi bir kez daha arıyordu.Telefonu açmasıyla annesinin titreyen sesini yeniden duyması bir oldu. “Hemen giyinip kapının önüne gel, Köpük’ün tasmasını düzgünce bağlamayı unutma ki kaçmasın elinden, onu da getir.” Nereye gideceğini söylememişti ama telaşlı duyuluyordu sesi.
Arabaya bindiğinde öğrendi Elif, Deniz Amca trafik kazası geçirmişti. Bu yüzden hastanede yatıyordu, durumu da oldukça ciddiydi.
Elif, bu bilgilerin çoğuna annesinin teyzesiyle arabada yaptığı telefon konuşması sonucunda ulaşmıştı. Teyzesi farklı bir şehirde yaşıyor ve nadiren ziyarete geliyordu. Bu sebeple annesi ve teyzesi Esra her gün telefonda konuşur, birbirlerini olaylar hakkında bilgilendirirlerdi.
Aylin Esra ile konuşurken olayın tamamını anlatmıştı. Elif ise bu konuşmayı arabada olduğundan duymuştu. Bir anda kararmıştı her yer, kapkara bulutlar sarmıştı gökyüzünü, ağaçların kupkuru, sarı yaprakları yerlere dökülmüştü. Hava kasvetli ve soğuktu o gün. Sanki tüm evren Deniz hasta diye ağlıyorcasına yağmur yağıyordu bir de. Elif tüm bunların farkına varmakla meşgulken Köpük ise camdan dışarıdaki kasvetli, yağmurlu havayı izliyordu büyülenmişti adeta.
Araba bir anda durdu, Elif frenle öne doğru sarsıldı, gelmişlerdi. Tüm yolculuk boyunca tek kelime etmemişti anne-kız.
Hastane kapısı açıldığı an Elif’in gözleri doldu, her yerde hastalar, hemşireler koşuşturuyor, hasta yakınlarının bazıları ağlıyor, bazıları mutlu görünüyordu. Annesini arayıp Deniz amcanın hangi odada olduğunu sormaya korkuyordu.
Yolda tesadüfen aile dostları Sevgi ve ailesini gördü, Sevgi’nin gözleri kıpkırmızıydı, Elif durumun ciddiyetini daha da net fark etmişti o an. Odaya girmek istemiyor, her yeri titriyordu.
Annesinin titreyen sesi koridorda yankılandı. “Oksijeni düştü, nefesi kesildi, yardım edin !”
Elif yere çöktü, br an için karnına bir bıçak saplandı gibi hissetti, doğrulamadı. Annesinin merdivenlere doğru koştuğunu gören Elif kendine gelemiyordu.
“Amcama ne oldu ?” Diye bağırdı Elif. Bir doktor beni fark etti.
“Bir hemşire aldı onu, şimdi tüm tahlillerini yaptırmaya götürüyor, merak etme iyi olacak.”
Deniz ve ……yaklaşık 2 saat aşağıda kaldı.Elif bir hemşirenin yanında sakinleşmeye çalışıyordu, daha iyi hissediyordu.
Henüz Yorum Bulunmamaktadır.