Birkaç hafta geçti aradan, karlara bürünmüştü sokaklar. Buz kesen bir aralık akşamıydı. Deniz, hastalandığından beri Aylin’in evinde kalıyordu, Elif de evdeydi. Okuldan eve, evden okula gidip geliyor; eve geldiğinde annesine ev işlerinde yardım ederek onun Deniz’e vakit ayırmasını sağlamaya çalışıyordu.
Bir gün Elif okuldan eve gelirken en yakın arkadaşı Sevgi ile sohbet ediyordu. Sokakta teyzesi Esra’yı görünce adeta kalakaldı. Onu görmeyi beklemiyordu. Az sonra Esra “Neden şaşırdın, annen çağırdı, bir şey danışacakmış bana.”
“Eeeee telefonun icadı ne güne duruyor acaba?” dedi Elif
“Telefondan konuşulacak bir şey değil. İllaki gelmen lazımdı, önemli bir şey.”
“Kızım, ayy ben de çok meraklı değilim zaten sırf sizi göreceğim diye kalkıp 2 saat yol gitmeye.” Esra çok aksi bir tipti, oldum olası insanlara kaba saba cevaplar verir; saygı, sevgi nedir bilmez, olur olmaz her şeyi dur durak demeden eleştirir, kolay sinirlenirdi. Esra’yı memnun etmek çok kolay değildi. Lakin mümkündü. Yalnızca Aylin’in sözleriyle, onun iltifatlarıyla memnun olurdu. Tüm bu özellikleri bir kenarda dursun Esra gerçekten iyi tavsiye verirdi, çok açık sözlüydü çünkü. Bu yüzden Aylin sıkıştığı anda Esra’yı arar, her problemini ona danışırdı. Normal şartlarda bu danışma süreci çok acil olmadığı sürece telefondan yürütülürdü. Fakat şu an eve gelmişti, bunun söz konusu durumun acil olması haricinde bir açıklaması olamazdı. Elif ne diyeceğini bilemedi. Kendisinin bir fikri olmadığı bu acil durum ne olabilirdi ki? Meraklanmıştı.
Eve döndüğünde Köpük kapıya tasması bağlanmış şekilde bekliyordu. Anlaşılan evde kimse yoktu. Bu saatte nereye gitmiş olabilirlerdi?
Eğer bir yere gittilerse neden haber vermemişlerdi?
Bir şeyler dönüyordu, Elif’ten saklanan bazı gerçekler vardı anlaşılan.
Deniz artık iyileşmişti, dışarıya çıkmalarına çok da şaşırmamalıydı Elif. Aslına bakılırsa annesi ve Deniz amcasının birlikte vakit geçirmek için bir alışveriş merkezine gittiklerini biliyordu. Düşüncelerinden sıyrılmaya çalışsa da hisleri ve fikirleri onun ruhunda hapsolmuş adeta zindan demirlerine vuruyordu; düşüncelerinin yankılarını susturmaya çalışıyor fakat ne yaparsa yapsın aklına gelen muhtemel durumları, düşünceleri, duyguları asla susturamıyordu. Bu düşüncelere dalmış beklerken Elif acıktığını fark ederek yemeğini ısıtmak için mutfağa girdi. Her yere baktı, yiyecek hiçbir şey bulamayınca arkadaşı Sevgi’nin evine gitmeye karar verdi. Evden çıkmadan Köpük’e mamasını vermeyi unuttuğunu fark etti. Mutfakta, fırının üstünde durduğu dolabın arkasında Köpük’ün koyu gri bir mama kabı vardı. Yıllardır aynı kabı kullanıyordu. Elif Köpük’e mamasını koydu, anahtarını, bilgisayarını, kitabını aldı; Köpük’ün güvenliğinden emin olduktan sonra kapıyı sertçe çekti, Sevgi’nin evinin yolunu tuttu.
Hava buz kesiyordu. Yerlerde akşam yağmış yağmurdan dolayı su birikintileri, çamur vardı. Elif uzunca bir süre yürüdükten sonra Sevgi’nin evinin karşısında buldu kendisini.
Sevgi’nin annesi kapıyı elinde fırın eldivenleriyle açtığında Elif bir nefes aldı, rahatlamıştı.
“Selam, nasılsınız?”
“İyiyim, evde çok sıkıldım, annem ve Deniz amca da yoktu. Biraz evi basmış gibi oldum, kusura bakmayın, ne olur. ”
”Ne olacak canım, iyi oldu geldiğin. Seni görmeyeli çok uzun zaman olmuştu.”
O anda Sevgi merdivenlerden aşağı iniyordu.
Sarıldı, bir an yanına doğru yaklaşıp “Bir şey mi oldu?” diye fısıldadı.
“Yukarıya çıkalım, anlatacağım ama tek çareyi sana gelmekte buldum.”
Yukarıya koşarak çıkan Sevgi ve Elif’in mutluluk sesleri Sevgi’nin kedisi Turşu’yu uyandırmıştı. Turşu normalde nasıl bir ses olursa olsun kılını kıpırdatmaz, pozisyonunu bile değiştirmeye üşenirdi. Elif’in gördüğü en uysal, en uykucu ve en kilolu kediydi Turşu. Turşu; Sevgi’nin evine bebekken, araba kazasından kurtarılıp gelmişti. O günden beri kahverengi, siyah ve beyaz kırçıllı tüyleriyle Sevgi’nin evine bir aksiyon, bazen de bir yastık oluyordu. O kadar pofidikti ki Elif’in bile favori aktivitesi haftada en az 3 kere o eve geldiğinde Turşu’yu yastık olarak kullanıp Sevgi’nin yatağına uzanmaktı. Sevgi ve Elif sohbete dalmışlardı ki Turşu burnuyla kapıyı itip girdiğinde fark edilmemişti.
Elif, Sevgi’ye teyzesinin bir anda sokakta belirdiğini anlattı. “Bizim sokaktaydı, bir anda karşıma çıkınca nutkum tutuldu. Normalde habersiz gelmezdi o asla. Ani ve önemli bir şeyler oldu ki o geldi.”
“Tamam sakin, şimdi bana dürüstçe fikrini söylemen lazım. Sence Deniz amcanla annen arasında bir şeyler olabilir mi?”
“Ben de bilmiyorum ki…” gözyaşları dökülmeye başladı yanaklarından. O akşam Elif eve gidebilecek durumda değildi, Sevgi ona yatılıya kalmayı teklif bile etmedi. O sabah Elif Sevgi’nin evinde açtı gözlerini, sonrasında her şey değişti.
Henüz Yorum Bulunmamaktadır.