Sessiz Bekleyişin Ardı

Latest Comments

Görüntülenecek bir yorum yok.

Hastane kapısı açıldığı an Elif’in gözleri doldu. Her yerde hastalar, hemşireler koşuşturuyor; hasta yakınlarının bazıları ağlıyor,  bazıları mutlu görünüyordu. Annesini arayıp Deniz amcanın hangi odada olduğunu sormaya korkuyordu. 

Yolda tesadüfen aile dostları Sevgi ve ailesini gördü, Sevgi’nin gözleri kıpkırmızıydı, Elif durumun ciddiyetini daha da net fark etmişti o an. Odaya girmek istemiyor, her yeri titriyordu. 

Annesinin titreyen sesi  koridorda yankılandı. “Oksijeni düştü, nefesi kesildi, yardım edin!” 

Elif yere çöktü, bir an için karnına bir bıçak saplandı gibi hissetti, doğrulamadı. Annesinin merdivenlere doğru koştuğunu gören Elif kendine gelemiyordu. 

“Amcama ne oldu?” diye bağırdı Elif. Bir doktor Elif’i fark etti. 

“Bir hemşire aldı onu, şimdi tüm tahlillerini yaptırmaya götürüyor, merak etme iyi olacak.” 

Deniz ve Aylin yaklaşık 2 saat aşağıda kaldı. Elif bir hemşirenin yanında sakinleşmeye çalışıyordu, daha iyi hissediyordu fakat hala Deniz amcaya ne olduğunu bilmiyordu; annesinin de nerede olduğunu, ne yaptığını kimse ona söylememişti. Bu yüzden meraktan titriyordu, odadan çıktıkları o an gözünün önüne gelince tekrardan hüngür hüngür ağlamaya başladı. Hemşirenin yanında olması büyük bir şanstı, en azından etrafta onunla ilgilenip sakinleştirecek birileri vardı. Elif’in aklına montunun cebindeki telefonu geldi. Telefonuna ulaşmaya çalıştı ancak montu yoktu, montunu biri almış bir yere koymuştu. 

Bir hemşireden telefonunu ödünç vermesini rica edip arkadaşı Sevgi’yi aramaya çalıştı. Elleri titriyordu. Onu aradı ve sadece kalp krizi diyerek kapattı, tekrardan ağlamaya başladı. O an annesinin koridorun ucundaki asansörün içinden kesik kesik gelen sesi kulağına ulaştı. Deniz amcası ameliyat geçirmişti, iyiydi ama nefes alamıyordu. Nefes darlığı ve göğüs ağrıları sebebiyle hastanede bir ay boyunca kalması gerekiyordu. 

Hastaneden Elif tek başına ayrıldı, annesi Deniz amcasıyla kalacaktı. Eve ruhu parçalanmış şekilde gitti. 

Deniz’e yatmasını sağlamak için ona yatak hazırlamaya başladı. 

Ödevlerine başını gömdü, oldukça fazla birikmiş ödevi ve çalışması gereken şeyler vardı. Bayağı bir süre boyunca hiçbir şeye odaklanamamıştı. 

Köpük’ü dışarı çıkarması gerekiyordu ama hiç evden dışarı çıkacak hali yoktu. Zaten zar zor atmıştı kendini sıcacık evine. 

“Çıkarmam gerekiyor, rutinime geri dönmeliyim, kafamı ancak böyle toplayabilirim.” diye düşündü içinden.  Köpük’ün tasmasını bağladı. Üstüne bir ceket attı, terliklerini ayağına taktığı gibi dışarıya attı kendini, o kadar ani ve sert bir çıkış yapmıştı ki Köpük az daha kayıp düşüyordu. Uzun bir süre gezdirdi Köpük’ü, konuşa konuşa yürüyordu. Öyle ki sanki Köpük onun dilini anlıyordu. 

Eve geldiğinde saat on olmuştu bile. Kendine bir çay yapıp kitap okumak istiyordu. Çayını yapmıştı, kitabını almak için bir koşu yukarıya gitti. Odası o kadar dağınıktı ki bir kitabı bulabilmek için yirmi dakika uğraşması gerekti. 

“Deniz amca ne zaman taburcu olacak acaba, taburcu olsa bizim eve mi gelecek?”

Elif bunları düşünürken Deniz hastanede doktorların durmadan odasına girip test yapmaları için uğraşıyordu. Feci şekilde başı ağrıyordu ve tabii ki nefes darlığı vardı. Zaten nefes darlığı olmasa hastaneden çıkabilecek durumdaydı aslında. Hemşire odaya girdi ve Elif’in annesine “Hastaya biraz oksijen vereceğim, nefes alışı düzenleyen bir ilaçla biraz rahatlatmaya çalışacağım. Eğer işe yararsa muhtemelen iki üç güne eve dönebilirsiniz.” diyerek işinin başına geri döndü.

Bunun üstüne annesi, Elif’i arayarak bu haberi verdi ve evi temiz tutmasını tembihledi.

Elif bu habere oldukça sevinmişti fakat tam kitabını okuyacağı sırada kalkıp evi toplamak moralini bozmuştu. 

Kalkıp evi toplamaya başladı. Tüm odaları süpürdü ve Köpük’le sohbet etti, onu da yanına aldı ve yattı sonra. 

Üzerinden birkaç gün geçti ama kayda değer hiçbir şey olmadı. Sadece Deniz eve geldi. Bir süredir tek yaptığı şey yatmaktı. Doğal olarak sadece yatıyordu, dinlenmesi gerekiyordu. Elif ve annesi normal hayatlarına devam etme çabasındaydı, evde Deniz’in olması haricinde hiçbir değişiklik yoktu. Yine de Deniz’in gelişi, düzenin biraz değişmesine yol açmıştı tabii. 

 

Henüz Yorum Bulunmamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir